BİR YAŞANA(MAYA)NIN PARANTEZ İÇLERİ...! - Blogcu


BİR YAŞANA(MAYA)NIN PARANTEZ İÇLERİ...!

17/11/2008 - Uğruna ölümü göze aldığım uçurum çiçeği; hadi alkışla kendini... Yoksun,yokum, yokuz... BİTTİ...!


(yazarı bilinmiyor)
Kimler, ne karalamış... (59) :: Birşeyler karalamak ister miydiniz... ::

29/6/2008 - Şimdi seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum...!

Beni güzel hatırla, bunlar son satırlar...
Farzet ki bir rüzgardım, esip geçtim hayatından...
Yada bir yağmur, sel oldum sokağında...
Sonra toprak çekti suyu, kaybolup gittim...
Belki de bir rüyaydım senin için
Uyandın ve ben bittim...

Beni güzel hatırla...
Çünkü sevdim seni ben, herşeyini...
Sana sırdaş oldum, dost oldum, koynumda ağladın...
Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini...
Beni üzdün, kınamadım...
Alışıktım vefasızlığa...
El oldun aldırmadım...

Beni güzel hatırla...
Sayfalarca mektup bıraktım sana, şiirler yazdım her gece
Çoğunu okutmadım...
Sakladım günahını sevabını içimde
Sessizce gittim...
Senden öncekiler gibi sen de anlamadın...

Beni güzel hatırla...
Sana unutulmaz geceler bıraktım, sana en yorgun sabahlar...
Gülüşümü, gözlerimi, sonra sesimi bıraktım...
En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka...
Söylenmemiş’’ merhaba’’ lar sakladım her köşeye...
Vedalar bıraktım duraklarda...
Ne ararsan bir sevdanın içinde
Fazlasıyla bıraktım ardımda....

Beni güzel hatırla...
Dizlerimde uyuduğunu düşün, saçını okşadığımı...
Üşüyen ellerini ısıttığımı...
Mutlu olduğun anları getir gözünün önüne...
Alnından öptüğüm dakikaları...
Birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün...
Şaşırtmayı severim biliyorsun...
Bu da sana son sürprizim olsun:
Şimdi seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
Beni güzel hatırla
Gidiyorum!!!

Okan SAVCI

Kimler, ne karalamış... (48) :: Birşeyler karalamak ister miydiniz... ::

23/6/2008 - Fazla geldi çıplak elle çizdiğim resim tuvaline... Çığlık çığlığa susarak gidiyorum...!

Gidiyorum.../ Kendime...

Puslu bir sabah ayazını peşimden sürükleyerek gidiyorum...!

Yalnızlığımı köhne bir sandalın sahipsiz sürüklenişine bırakırken, hüznüm ardından ağlıyordu...
Alışkanlığından vazgeçen bir tiryaki gibi sıkıp yumruklarımı, arkama dönüp bakmadan gidiyorum...!

Sahibi olmadığım ama üzerime zorla giydirilen bir beden büyük bütün kaçışları

 İhtiyacı olanlara bırakacaktım, vicdanım el vermedi...
Usulca soyundum ve sahiplerine geri verilmek üzere bir kenara bıraktım hepsini, gidiyorum...!

Umudum küçük bir kız çocuğu, el sallayarak çağırıyor beni uzaklardan...

 Israr etmeyeceksin kalmam için ama hani olur ya, yine de etme...
Yapamadığım tek şeydi baharda kardelen yetiştirmek...

 Sen onu istedin, mahçup oldu yüreğim, gidiyorum...!

Oysa benim de hayallerim vardı...

Dans edecektim yağmurda, sonbahara vedaları değil gülüşleri yapıştıracaktım...

 Çiçekler alacaktım olur olmadık zamanlarda...
Fazla geldi çıplak elle çizdiğim resim tuvaline...!

Konuşturma beni giderayak...

 Çünkü ödünç aldım suskunluk adını verdiğin silahını, gidiyorum...!

Eskiden olsa çekiştirip beni kandırırdı içimdeki çocuk, üzüleceğimi bile bile...
Gözlerine buzdan sarkıtları sen mi yerleştirdin ki artık ağlayamıyor bile...
Onu bu kurak, duygusuz ve yeşili az topraklarda

Herşey iyi olacak gibi asılsız vaatlerle büyütüp, hayata kazandırmam olanaksız...
O çok sevdiğin korkularını, her mevsime açık pencerenden içeriye bırakarak...

 İçimdeki her şeyden habersiz çocukluğumu yanıma alarak gidiyorum...!

Sen bir bedenle sevişmek istedin, bense yüreğinle ve beyninle ve gözlerinle...
Adımlarımızın uyumsuz olduğunu neden hemen kabullenemedim diye

Kırılarak kendime, gidiyorum..!

Şimdi notaları sahipsiz ve öksüz kalmış yarım bir şarkıdır sevmek...
Sürüklenmiyorum dikkat et, gidiyorum.. Sessizce ve hiçbir şey yaşamamış gibi...
Yüreğimi çıkartıp her şeyiyle masaya dökerken, senden daha cesur olduğum için utanma sakın...
Bu cesaret, çocukların masum dualarından çaldığım inatçı bir bekleyişti sadece...
Bir bedeni değil, bir yüreği özlediğin vakit

 Umarım zamanın olur güneşin doğuşunu huzurla izlemek için..

Bana ait olan ve olmayan bütün soruları ve cevapları ardımda bırakarak gidiyorum... !
Az kullanılmış ve bayandan bir sevdabırakıyorum sana...!
Yolun açık olsun...! 

(Pelin ONAY)

Kimler, ne karalamış... (32) :: Birşeyler karalamak ister miydiniz... ::

17/6/2008 - YOKLUĞUMLA KAL SEVGİLİ !!!

...
Sonra bir gün geldi ve unutuldum...

 Ve sorular birer birer bıçak gibi saplandı yüreğime ve yüreğimde yanıtlarını buldu...

Unutuluş hepsinin acımasız cevabı oldu...

 Sonrası dipsiz bir karanlık... Sonrası çaresiz bir çıldırış...
...
Kırgınlık kimlik değiştirdi ve vazgeçiş oldu benim için...

Unutmanın en ağırı unutamadan unutmaktır...

Seni sonsuza kadar kaybetmek kimlik değiştirdi ve unutmak oldu benim için...

Seni unuttuğum yalanıyla hayatı kandırmaya çalışınca

Hayat hiç olmadığı kadar acımasız tokatlar indirdi yüzüme...

Sonrası dipsiz karanlık... Sonrası hatırlamaya bile dayanamadığım düş yıkımları...

Sonrası kesif, karanlık ve rutubetli bir kuyu... Koskoca bir boşluk...

Sonrası 'yalnızlık' kelimesine sığmayacak kadar derin bir yalnızlık...!
...
Ah sevgilim, ayrılık trenini çoktan kaçırmadık mı biz...

 Bulup bulup kaybetme oyunlarını çoktan tüketmedik mi...

 O dünyevi aşk oyunlarından, kıskandırmalardan, kaçamaklardan çoktan vazgeçmedik mi...

 Birbirimizi en ağır ihanetlerde sınamadık mı...

 Anlamadın mı artık, varlığım sana acı vermek için değil...

Sadece seni sevmek için yaşadım ben!
...
Seninle geçen zaman bir daha tekrarı olmayan, doğaçlama bir melodi gibi benim için...

Sanki birlikte yazılmış kaderimizin sayılı dakikalarından an çalıyorum...

 Öylece karşında oturup seni seyretmeyi, sana yemek hazırlamayı

 Seninle sohbet etmeyi, dostlarını ağırlamayı, seninle birlikte uyumayı...

 Yani paylaştığımız ne varsa hepsini, bir daha asla okuyamayacağım bir şiiri

Kelime kelime içime sindirir gibi, soluk soluğa hissederek yaşıyorum...

 Öyle birikmişsin ki içimde...

Seni yaşamakla tüketmem, seni sıradanlaştırmam mümkün değil...

İçime çektikçe çoğalıyorsun...
...
Şimdi bana varlığımın sana acı vermediğini söylüyorsun...

Gitmemi istiyorsun, sonra yeniden gelmemi...

 Ve sonra yeniden gitmemi...

Beni sensizliğin o dipsiz çukuruna önce sarkıtıp, sonra yeniden gün ışığına çıkarıyorsun...!
...
Madem varlığım acı vermiyor sana...

 Madem ki ancak yokluğumda sevgimi hissedebiliyorsun...

Öyleyse yokluğumla kal sevgili...

Madem ki yokluğumla daha mutlusun...

 O halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun...
 Cezmi ERSÖZ

Kimler, ne karalamış... (36) :: Birşeyler karalamak ister miydiniz... ::

11/6/2008 - Ölümün gizli provasıdır ayrılık...!

 

( İsmail SARIGENE )

Kimler, ne karalamış... (46) :: Birşeyler karalamak ister miydiniz... ::

5/6/2008 - Hala, cerahati bitmemiş bir ayrılığın narkozunda yüreğim...!

Belki de ölümün gizli provasıdır ayrılık...
Aldığın her nefes yalnızlığın zabtına geçmiştir
Gülümsemelerin solduğu yüz çukurlarından savruluyor
Aşkın imla hataları;
Virgüllerin beli kırılır satır ortalarında
Ve noktasız, sorusuz, işaretsiz
Hatta ünlemsiz satır sonları...

Gidenden sadece "hatıralar" kalır
Boylu boyunca pişmanlıklar uzanır dözyaşlarınla deştiğin yastık kenarlarına
Zaman durmuş gibi gelir sana, herşey bitmiş gibi
Sona yaklamış gibi susakalırsın kapı diblerinde
Giden, gider velhasıl
Perdelerimden taşınır güneş
Varlığında konuşmayan duvarlar, cümleleri sırtına yüklenip
Kirpiklerinde oyalanır kuru ayazlar
Giden, daha gitmeden gömer seni
Ve sen, sesini yitirmiş bir rüzgar gibi kalakalırsın mevsimlerin ayak ucunda
Sonra konuşmak, deli haykırmak istersin
Ama beceremezsin...

Sonra ömür boyu susmak, ya da delice ağlamak istersin... Onu da beceremezsin...
Saklasan da içindeki yalnızlığı, seni ele verir ıslak kirpiklerin....

Akşamın karanlığı düşer ayak uçlarına
İcinde birikmiş özlemi anlatacak birisini ararsın, ya da sıcak bir omuz
Ama bulamazsın
Kimsesizliğin sert rüzgarı yalpalar yüzünü ve sonunda pes edersin
Yenilirsin
Sonra da esaretin başlar gri gökyüzünün altında...

Gün gelir ölümü arar olursun
Yenilgiyi kabul etmiş bir asker gibi diz çökersin mağlubiyetin iki yüzlü gölgelerine
Ve beklerken ölümün saatsiz sırasını, gözetlerken Azrail`in gececeği tozlu yolları
Kelimelerinle yalnızlığın kıyısına kusarsın çığlıklarını.
Gözyaşın akmaz sanırsın, oysa iç cebinde biriktirdiklerin ayrılığın tek şahididir.
Baktığın her kadın gideni hatırlatıyorsa
Dudaklarında yüreğin yavaş yavaş soluyorsa, susmaya mecbursun
Yalnızlığın ayak dibine düşmüşsen bir kere, kalkmak için bir el arama etrafında..
Ve boşa çabalama, artık yenilmişsindir
Tüm zaferler senin eserindir artık...

Hayata cezalar kesercesine, hala sol yanım içten ice kanamakta
Hala cerahatı bitmemiş bir ayrılığın narkozunda yüreğim
Ve soğuk parmak uçlarım, ısrarla onun adını gökyüzüne karalamakta...

Sensiz ölmeyi göze alıp ölemiyorsam
Uzaklarda senin saçlarına değil de, başkasının saçlarında dolaşan ellerini hala özlüyorsam

Hala sevilmektesin, hala bendesin
Hala yüreğimde "aşka" demlenmektesin...

Bir zamanlar elele dolaştığımız sokaklarda, anılarımızı ve gül kokunu hala arıyorsam
Saatleri duvarları mıhlayıp, hep aynı şarkıyı dinleyip
Rüzgarın kovalandığı caddelerde sana arkası dönük olanları hep "sen" zannedip
Senin olmadığını anladığımda yüreğimi topuklarımda eziyorsam
Demek ki hala ben de yaşamaktasın
Hala ben de nefes almakta, hala ben de " dua dua " kanamaktasın...

Belki de yaşadıklarım acıdır
Ama aşk her acıya göğüs gerip gideni hala sevebilmektir...
Aşk belki de imkansızlığın dudaklarına mıhlanmış tek kelimedir
Ya da cümlelerin namlusundan, yüreğine saplanan kanlı bir gözyaşıdır.

"Belki de sensiz aşk;
Ayrılığına göğüs gerip, bir yudum gülüşünle hiç gitmemecesine seni yaşayabilmektir..."

"Belki de sensiz hayat;
Ölümün önsözünde birkaç cümlelik olsa da, mutluluğa senin adını yazabilmektir....." 
İsmail SARIGENE

Kimler, ne karalamış... (54) :: Birşeyler karalamak ister miydiniz... ::

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

BayanPipo...

Sustum...! Tuz basıp yaralarıma, ne kadar susulacaksa o kadar sustum! Tam acılarımı haykıracaktım ki, sustum...! Bir çığlık kanıyor demedim en derininde yüreğimin... İçimdeki volkanları boğarak sustum...! Açmadım kimselere yüreğimi...! Hançeri sadece kendime sapladım ve sustum...! Hüznü yüzümde, acıları gözlerimde topladım sustum...! Bir ah sürüp dudaklarıma... Ne kadar susulacaksa, o kadar sustum !!!

Copyright © by BayanPipo

Ah benim yaralı ruhum... Ah benim insan kusurum... Ah benim isyanlarım... Ah yalnızlıklarım... Gel artık uslandır beni !!! Ah benim iyimser yanım... Ah benim aldanışlarım... Ah benim kavgalarım... Ah pişmanlıklarım... Sus artık uslandır beni... Kaç okyanus geçtim böyle...Kaç denizde yitip gittim... Kırılmış direkler, yırtık yelkenlerle kaç seferden yorgun döndüm !!! Ah benim sevdalı başım... Ah benim şair telaşım... Ah benim sarhoşluğum... Ah çılgın yüreğim... Sus artık uslandır beni !!!